Türkiye’nin Gerçeği Türkiye Nakliyeciler Derneği...
Nakliyecilerin hala kabzımal, hamal, antrepocu olarak görüldüğünü belirten Zontaş Taşımacılık Yönetim Kurulu Başkanı ve Türkiye Nakliyeciler Derneği (TND) Başkanı Recep Yıldız: “Bizi tanımıyorlar, biz Türkiye ekonomisini yıllarca taşıyan, bölgesel nakliye firmasıyız, karayolu taşımacılığı hatta karayolu yokken ambarcı vardı” dedi.
En büyük sorunlarının kendilerini yeterince ifade edememek ve tanıtamamak olduğunu söyleyen Türkiye Nakliyeciler Derneği (TND) Başkanı Recep Yıldız, yeni bir oluşum içine girdiklerini, bu oluşum çerçevesinde depolama, lojistik ve yurtiçi dağıtımı tek çatı altında toplamayı planladıklarını, bu plan ve organizasyonun Türkiye’ye yeni bir dinamizm getireceğini ifade etti. Daha çağdaş bir görünüme kavuşmak istediklerin vurgulayan Yıldız, ambarlarla ve yeni oluşumla ilgili sorularımızı yanıtladı.
Ambarlar satılacak deniliyor. Bu satıştan doğacak gelir TND üyelerinin geliri midir?
Biz sadece şu anda üzerinde bulunduğu araziyi satışa çıkarttık. Firmalarımızın teker teker satışı söz konusu değil. Bu satıştan doğan gelir buradaki mülk sahiplerinin geliridir. Bu kişilerin
hepsi Türkiye Nakliyeciler Derneği’nin üyesi değil. Geçmiş yıllarda öyleydiler ama geçen zaman içinde nakliyeciliği bıraktılar. şu anda birçok yer sahibi aktif nakliyeciliği bırakmış durumda. Yeni jenerasyon burada kiracı konumundadır. Dolayısıyla asıl amacımız daha sağlam modern bir mekânda, sahada sektörümüzün devamını sağlamak. Yeni üyelerle, bu işi yapan bir jenerasyonla sektörümüzü geleceğe taşımaya çalışıyoruz.
Peki buradaki amaç, hedef nedir?
şu anda Hadımköy’de lojistik alan tanımlı bir bölgede İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve TOKİ ile yaptığımız görüşmeler sürüyor. Bu gerçekleştiğinde de yeni sistemimizi bundan sonra Hadımköy’de sürdüreceğiz.
Sizi buna iten nedir, şehir içinde kalmanızdan dolayı bir mecburiyet mi söz konusu?
60’lı yılların sonlarında ambarların şehir dışına çıkması amaçlanmıştı. Bu çerçevede de 70’li yıllarda bu siteye geldik. Ancak 30 yılda bu ülkede çok şey değişti, ülke değişti, İnşaat teknolojisi değişti, araçlar büyüdü. TIR’ları tanımazken şimdi TIR’larla çalışıyoruz. Dolayısıyla bu site artık bize yetmiyor. Genel görünümü kötü, 30 sene önce modern olan bu site artık bir gecekondu görünümünde. Günün şartlarına göre yeniden oluşması lazımdı. Yeni oluşumun adı üyelerimizle görüştükten sonra şekillenecek. Görünen manzarada yeni bir site var ama bu site olmayabilir, biz yine de buna ‘yeni bir oluşum’ diyelim.
Türkiye adını taşıyan Türkiye’nin en eski tek derneğisiniz. Lojistik ve kargo yokken siz vardınız. Artan rekabet başlığı altında düşündüğümüzde yeni oluşumdan beklentiniz nedir?
Her anlamda daha çağdaş bir görünüm. Sektörümüzü herkes kara cahil olarak görüyor. Yeni oluşum çerçevesinde lojistik meslek lisesini de kurarak sektörde diplomalı insan sayısını artırmak istiyoruz. İşçilerimizin geneli örgütlü sendikalı işçiler. Belki onların da eğitim çalışmasını yine eğitim birimimizde tamamlayacağız. Zaten derneğimizin de eğitim çalışmalarıyla ilgili dergisi var. şu anda da çalışmalar iyi gidiyor hatta Türkiye’de en başarılı dershaneler arasındayız diyebiliriz. Dolayısıyla bunu daha da geliştirerek önümüzdeki yıllarda eğitime dayalı bir sektör olacağız. Yeni sitemizde planladığımız sosyal tesisler, konferans salonları da bu eğitime kuşkusuz katkı sağlayacak ve bu sayede en önemli sorunumuz olan kendimizi ifade sıkıntısını da çözmeyi planlıyoruz.
Kendinizi ifade sorununuzdan bahsettiniz. Sizi nasıl tanıyorlar?
Bizi hala hallerle, sebze-meyve komisyoncularıyla, kabzımallarla karıştıran var. Bizi hamal olarak görenden tutun da kamyoncu olarak gören bile var. Ama biz bu değiliz.
Biz, Türkiye ekonomisini yıllarca taşıyan, bölgesel nakliye firmasıyız. En büyük özelliğimiz de yerel oluşumuz.
Bir toplantıda bizi anlattıklarına şahit olmuştum. Ambarlarda mal beklettiğimize dair yanlış bir inanıştan bahsediliyordu. Tüm bunlar yukarıda bahsettiğim gibi yanlış tanınmamızın sonucu. Bizi depocu, antrepocu, ki bunlar şimdiki lojistik firmalarıdır, sananlar var. Bizde mallar bir kapıdan girer bekleme olmaksızın diğer kapıdan noktaya gider. Eski nakliyeci kendine çeki düzen verdi, makyaj yaptı, ben kargocuyum dedi, diyorlar ama işin özünde biz varız. Biz hepsinin anasıyız. Karayolu taşımacılığı hatta karayolu yokken ambarcı vardı. Cumhuriyetin ilk yıllarında taşımacılığımızı deniz yolu ve demiryoluyla yapıyorduk. Ülkenin ekonomik yapılanması taşımacılığı karayoluna kaydırdı, biz de şekil değiştirdik. Daha önce limanların dahi olmadığı dönemlerde aradaki tekne bağlantılarıyla taşıma yapıyorduk. Bu Anlamda karayolu taşımacılığına geçişin de kolay olduğunu kimse düşünmesin. Araç yoktu. Manda arabalarıyla, kağnılarla taşınan yük şehirlere gelmiştir. Bu dönemlerden bu hale geldi ambarcılık.
Günümüzde çok fazla rekabet yaşanıyor. Önceleri sizin yaptığınız iş kargolara kaydı. Üretim yapan firmaların dağıtım işini yürüten lojistiği saymazsak şu anda ana rakibiniz olan kargolarla sizi ayıran en önemli özellik nedir?
Kargolarla kıyaslandığımızda, onlardan ucuz ve hızlı olduğumuzu söyleyebiliriz. Geçmişte sigortanın olmadığı dönemlerde TND yardım sandığı kurmuştu. Her ambarcı araç sayısına göre belli miktarda bir aidat öder, kimin aracı kaza yapsa dernek sandık vakfı ortak havuzdan yardım ederdi. Bu vakıf yardımlaşmasından yola çıkarak AK Sigorta Genel Müdür’ü Okan Balcı görevinden ayrıldıktan sonra geldi ve bizimle burada bir anlaşma yaptı. Sigorta konusunda da iddialıyız. Zira her çıkan aracımız sigortalıdır.
Sanırım daha çok KOBİ’lerin malını taşıyorsunuz?
Daha çok küçük esnafın ve KOBİ’lerin malını taşıyoruz. KOBİ tanımı henüz yeni bir kavram. Organize sanayiler ortaya çıktıktan sonra gündeme geldi KOBİ’ler. Ama örneğin Merzifon’daki manifaturacı Mehmet Efendi’nin, Gümüş Hacı Köy’deki hırdavatçı ya da nalburun malını ben taşıyorum. Çünkü o beni tercih ediyor. Bu insanlar asla malımı kargoya ver demez.
Taşıdığımız ürünlerin detayına baktığımızda ticari eşya ağırlıkta olduğumuzu söyleyebiliriz. Ticari eşya taşımacılığı yani. Aklınıza gelen her tür ticari eşyayı taşıyabiliriz. İlaç, boya, yerine göre beyaz eşya, kırtasiye, kozmetik, kimya ve benzeri. Dökme yük, yaş sebze-meyve, canlı hayvan taşımıyoruz. Türkiye’nin ihtiyacı olan ticari emtiayı taşıyoruz.
Geçmiş yıllarda, TND’nin bölgesinden Türkiye’nin 81 iline günde 1500 ila 2000 arasında araç yük taşıyordu. Bugün ise 600-750 araç çıktığını görüyoruz. şu an belirgin bir araç düşüşü var. Buradan hareketle piyasa koşullarından bahseder misiniz, bu düşüşün sebebi nedir?
Bu durum pek çok şeyle ilişkili. Sadece kargolara bağlamak çok doğru değil. Kargolar yükün tamamını almıyor. Eskiden en büyük kamyonunun kasası 6 metreydi. Bu da 11 tona tekabül ediyordu. Bugün kasası 8 metre, bir bakıyorsun yükü 20–22 ton.
Yurtiçi taşımacılığında eskiden TIR kullanılmazdı. Bugün Avrupa’ya giremeyen TIR’lar iç piyasada. Nerden bakarsanız bakın benim üyelerimin günde 100 TIR’ı çıkıyor. O zaman da diyebiliriz ki araç yükleme kapasiteleri arttı ve adet olarak da düşüş gösterdi.
Boya ve ilaç gibi çeşitli ürünlerin dağıtımının lojistiğe kaydığını düşünüyor musunuz?
Kurumsal firmalar özellikle makyajı düzgün olan firmaları tercih ediyorlar. İlaçta hiçbir kaybımız yok. Eczane depolarının mallarını hala biz taşıyoruz.
Peki, ilaçlarda frigorifike ihtiyaç var mıdır?
İlaç taşıma sistemi konusunda söyleyebileceğim şey her ilacın frigorifikle taşınmayacağıdır. Belki bazı ilaçları koyabilirsin ama diğerlerini de bozabilirsin. Frigorifikle taşınan ilaçlar özel soğuk zincir olarak tabir edilen ilaçlardır. Zaten bu ilaçlar için çok özel muhafazalar var. Beyaz köpüklü kolilerde içinde de buz tüpleri olan ambalajlarla test ediliyor ve benim üyem Türkiye’nin en uzak noktasına bu ürünü 2 günde teslim edebiliyor. Dolayısıyla Samsun’dan Mersin’e düz bir çizgi çektiğimizde bu ürün 24 saatte ilgililere teslim edilebiliyor. 24 saatte de bu ürün bozulmaz. Bugün benim üyem Bursa’ya gece saat 1’de mal teslim ediyor. Benim Ankara’daki üyem gece 3-4 civarında müşterisine mal teslim ediyor. O saatte o güzel görünümlü kargo şirketleri İstanbul’da aktarma, toplama, yan yatırma, dik tutma diye mallarla uğraşırken biz malı müşteriye teslim etmiş oluyoruz. Bu mal hiç ellenmeden çok hızlı bir şekilde gidiyor. Özellikle ilaç konusuna değinmek istiyorum. İlaç farklı bir şey, ilacı taşıyan ambarlar da farklı. Benim her üyem ilaç taşımaz. Türkiye’de ortalama 20 ilde ecza deposu var. Benim üyelerime baktığınızda ise 20 tane ambar var. 20 vilayette 20 ambar ilacı taşır. Onlar da çok özel ambarlar zaten.
Geçtiğimiz günlerde internette bazı açıklamalar yayınlandı. Ambarlar ilaçla karpuzu veya patlıcanı yan yana taşıyor diye, bu konu hakkındaki düşüncelerinizi öğrenebilir miyim?
Bu açıklamaların sebebi bizi tanımamaları. Bizi hala kabzımal, hamal, antrepocu olarak görüyorlar. Bunu söyleyen arkadaş belki Amerika’da İngiltere’de lojistik okulunu bitirmiş olabilir. Ama gelip de bir gün şu ambarları dolaşma zahmetini göstermemiş galiba. Gelseydi bizim asla sebze-meyve taşımadığımızı görürdü. Öyle ya, burada patlıcan fabrikası yok ki.
Ambarların marka lojistik firmalarının taşeronu haline geldiğine katılıyor musunuz?
Kargo firmaları yeni yapılanma aşamasında bizi kullandılar. İşin lojistik ayağını düşündüğümüzde bizim lojistikçilerle bir işimiz yok diyebilirim. Lojistikçi parsel yük taşıyan firma değil. Ürünün dağıtımını alıyor depolama için getiriyor bize, biz de dağıtıyoruz. Yani ortada bizim taşeron olmamız gibi bir durumumuz yok. İşbirliği içersindeyiz demek daha doğru olur. Herkes kendi işini yapıyor. Kargolarla zaman zaman problemler yaşıyoruz ama lojistikle bir problemimiz yok. Türkiye Nakliyeciler Derneği, Türkiye’nin en büyük kargo organizasyonudur. 81 il, 900 ilçe, 2500 belediyede örgütlüyüz. Bu lokasyondan örgütlü olduğumuz her yere, noktadan noktaya çıkış mümkündür. Dünyada böyle potansiyel yük taşıyan aktarmasız bir benzeri örgüt yok.
Devletten ve KOBİ’lerden Beklentileriniz Neler?
Yılbaşından beri mazota akaryakıta gelen yaklaşık yüzde 30 civarında bir zam var. Bunu yıla vurduğumuzda yaklaşık yüzde 60 civarı bir zamma tekabül ediyor. Bu bizim işletme gideridir. Biz bununla ilgili bazı indirim ve fedakârlıklar istiyoruz. Taşımacılık sektörü mutlaka şekil, isim ve kabuk değiştirecek fakat daima var olacak. Bunun için de ana hedefimiz varlığımızı gelecek nesillere taşıyabilmek. KOBİ’ler de başka bir sorun. Ciddi bir sermaye birikimlerine sahip olmadıkları için ciddi sıkıntılarla karşı karşıya geliyorlar. Onların herşeyini biz taşıdığımız ve onlarla sürekli ilişkide olduğumuz için durumlarını yakından biliyoruz. KOBİ’ler mutlaka teşvikten faydalanmalı verya çeşitli imkanlardan yararlandırılmalı. Tüm korkum yarın Anadolu’daki organize sanayilerin birer organize sanayi mezarlığına dönüşmesi.
Buradan noktaya ulaşan dağıtımın geri dönüşümü var mı?
İstanbul’dan Anadolu’ya olduğu gibi orada üretim ve organize sanayi varsa oralardan da buraya dağıtım var. Anadolu’nun bir şehrinden diğer bir şehrine direk kapıdan kapıya teslimat yapacak düzeydeyiz.
Tahmini olarak araç ve personel sayınız hakkında bilgi verir misiniz?
Yaklaşık 6 bin personel var diyebiliriz. Tüm Türkiye’de Ortalama günde 15 ile 20 bin ton günlük hareket organizasyonu var. Vardiyalı ya da mesai sistemiyle 24 saat çalışıyoruz. Örneğin ben ambarımı akşam 10’dan önce kapatmıyorum. Benden geç kapatanlar da var. Bizim yoğunluğumuz öğlen saat 3 gibi başlar. Akşam 8’e kadar aralıksız devam eder. Mal kabullerimiz araç giriş-çıkışlarına göre bölgesel olarak farklılaşabiliyor. İşin bittiği saat bizim mesai saatimizdir. Bizde müşteri mağduriyeti yok. Bugün hiçbir kargo şirketi riskine girmemek için şurup taşımaz ama biz taşıyoruz. Kargolar yakıcı, akıcı malları taşımazlar ama ambarlar taşıyor.




del.icio.us
Digg
Technorati
Yorum gönder