“KRİZ EN ÇOK LOJİSTİĞİ ETKİLEDİ”
Gökhan Taşdeviren “Dünyada böylesi bir krizde ilk etkilenen sektörün lojistik olduğunu söylemek çok iddialı bir yaklaşım olmayacak ve nedense lojistik sektörü bu işten çok etkilendi.”
TIRSAN Treyler San. Tic. ve Nak. A.Ş. Yönetim Koordinatörü Gökhan Taşdeviren: “Eylül 2008’de Dünya ticaretinin global ekonomik kriz ile birlikte küçülmesi beklentisi en çok lojistik sektörünü etkiledi. Dünyada böylesi bir krizde ilk etkilenen sektörün lojistik olduğunu söylemek çok iddialı bir yaklaşım olmayacak ve nedense lojistik sektörü bu işten çok etkilendi. İfadelerimizi bazı reel verilerle destekleyecek olursak, petrol fiyatlarının 70’li yıllarda Arap İsrail savaşında başlayan tırmanma serüveni Körfez Krizi döneminde bile 20-30 USD/varil bandında gezerken ne olduysa Asya ve Çin bölgesi ekonomik gelişme, OPEC üretimi kısma kararları ve Irak Savaşı gibi faktörlerin etkisiyle üç haneli rakamlara tırmandı. Ancak global ekonomik kriz ile birlikte başlayan düşüş trendi enerji ihtiyacının halen farklı nedenlerle yüksek olması nedeniyle beklenen seviyede olmadı.
Sonuç olarak bugün petrol fiyatlarının mevcut ekonomik koşullara göre daha düşük olması beklenirken, bu düşüş beklendiği kadar olmadı ve lojistik sektörünün ana girdisi olan akaryakıt fiyatları halen çok yüksek seviyelerde bulunuyor. Bu etkiye bir de hükümetlerin genel vergi sistemi ve düzenli vergi toplayamama faktörleri nedeniyle akaryakıt üzerinden vergi toplama yöntemleri de eklenince Türk lojistik sektörü bundan negatif etkilenmeye devam ediyor. Halen şirketlerin büyüklük ve enteresandır farklı akaryakıt tercihlerine göre ağır ticari araç ile nakliyecilik yapan şirketlerin akaryakıt maliyetleri, toplam maliyetlerinin %40 ile %50’si aralığında yer tutmaktadır. Tüm bunların ötesinde mazotun litre fiyatıyla baktığımızda akaryakıt girdi maliyetleri düşmemekte, hatta artmaktadır. Bu tablonun 2010 yılında da değişmeyeceğini öngörebiliriz.
Dünya ticaretinin toplamda %2-3 küçülmesi ile petrol fiyatları ve son tüketiciye yansıyan fiyatlar arasında bir bağlantı bulunmadığını düşünürsek o halde neden bu %2 küçülme bizi bu kadar etkiliyor, neden kalan %97 bize yetmiyor veya biz neden sadece %2 küçülmüyoruz? Dünya ticaretinin küçülmesi sonucunda büyük oyuncular veya büyük şirketler piyasalardan çekiliyorlar. Pazarlarda yatırım yapan, mevcut ürünlerini geri kalmış ve gelişmekte olan pazarlara sunarken yeni ürünlerini gelişmiş pazarlara sunan firmalar, sadece finans pazarlarında yer alan oyuncular, varlık satın alanlar, taşınmaz satın alanlar, yeni fabrikalar inşa edenler bir anda pazarlarda yeni hareketler yapmaktan vazgeçiyor, mevcut pozisyonlarını korumaya yöneliyorlar. İşte bu noktada her alanda hareketsizlik tarif edilemez bir şekilde ana teması “hareket” olan devasa bir sektörü, lojistik sektörünü durma noktasına getiriyor.
Dünya ticareti %2-3 küçülürken asıl sektörü etkileyen etki ise ülkeler arası ticaretin küçülmesinden kaynaklanıyor. Bunu Türkiye’nin hem ihracatının hem de ithalatının düşmesinde olduğu gibi diğer ülkelerin ithalat-ihracat rakamlarında görebiliriz. Eğer olaya biraz daha yakından bakarsak şehirler arası alış verişin bile düştüğünü görebiliriz. Örneğin Sakarya ilinde “Alış verişimi Sakarya’da yapıyorum” kampanyası düzenleniyor. Çünkü her ülke, her şehir kendi ekonomisini canlı tutmak için kendi talebini kaçırmamayı hedefliyor. Bu ister istemez “hareketi” yani lojistik faaliyetleri azaltıyor.
2010 yılına baktığımızda yukarıda tarif edilen etkilerin iyi yönde değişmeyeceğini söyleyebiliriz veya en azından 2010 ilk altı ay için bir değişiklik öngöremiyoruz. Kötüye gidişin olmayacağı maalesef iyi bir haber değil çünkü herkes bir canlanmaya muhtaç çünkü boş kapasiteler ve sabit maliyetler mevcutta var olan kaynaklardan bir şeyler götürüyor.
Bu koşullarda yapılması gereken şey “hareket” etmektir. Eğer harekete geçmezsek öz kaynaklarımızı da yitireceğiz. Dolayısıyla bildiğimiz bir tek şey var; “Mevcut iş yapış şeklimizle ayakta kalamayız” ve sektörde yer alan firmalar bu fazla sarsmayan ama sürekli titreşim halinde ve uzun süre sallayacak bir “elekten” geçecekler. Elek acımasızca aynı şekilde iş yapmaya çalışanları kalburdan aşağı düşürecek. Bu durumda reçete arayışında olanlar, yapılması gerekenlerin ne olduğu konusunda farklı verilere ihtiyaç duyanlar için birkaç önerim var;
—Kaliteden asla vazgeçmeyin, kısa vadede kazancı düşünün ama uzun vadede bu sektörde yer alacaksınız dolayısıyla ilk yatırım maliyeti ucuz diyerek satın alma yapmayın çünkü işverenleriniz, müşterilerinizin sizin araç parkınıza, sisteminize, eğitimli personelinize geçmişte olduğundan çok çok daha fazla dikkat edecekleri çok daha fazla seçici davranacaklardır,
—Araçlarınızın arkasındaki firmanın satış sonrası ve servis duruşunu önemseyin, size yakın davranan eskiden beri ilişkili olduğunuz veya sektörde bu tür destekçi rolüyle ön plana çıkmış markaya güvenin,
—İş yapış şeklinizi değiştirin. Neyi değiştireceğinizi ve nasıl değiştireceğinizi düşünmeyin sadece iş yapış şeklinizdeki operasyonlarınızı değiştirin. Kısa bir deneme-yanılma sürecinden sonra değiştirme cesaretini yakaladığınızda neleri değiştireceğinizi fark edeceksiniz. Cesaretiniz olmadığı ve ön yargılarınız olduğu için değiştirmeyi tercih etmediğinizi fark edin. Değiştirmeye başladığınızda pek çok şeyi iyileştirebildiğinizi fark edeceksiniz.
—Operasyonda tasarrufa önem verin. Mevcut verileri (Kilometrede şu kadar yakar, lastik şu kadar kilometrede aşınır, depoda arama sürelerini ölçün, gereksiz taşımaları ölçün vb..) kabul etmeyin, bunların hepsi aşağıya çekilebilir, korkmadan üzerine gidin, aşağıya çekin.
—Eğitime önem verin, tüm bunları eğitimle ve adanmışlıkla başarabilirsiniz.
—Size ürün sunan markalardan danışmanlık talep edin, eğer uygulamaya açık olursanız onlar size çok farklı veriler ve bilgiler sunabilir. Unutmayın onlar ürünle ilgili teknik verilere sahipler ve çok sayıda sizin gibi kullanıcıyla görüşme halindeler. İyi ve kötü örnekleri bilirler, bunları paylaşmak arzusunda olun.
—En önemli nokta ise; müşterinizin yerine karar vermeyin. Ne kadar acı verici de olsa müşterilerinizin gerçekten ne istediğini dinleyin, önemseyin. Diğerlerinde bulamadığı hizmeti ve yaklaşımı onlara sunabilirseniz bu bedeli size ödemeye razı olabilirler, farkı arayın.
—Sonuçta Pazar ne kadar daralırsa daralsın şunu unutmayın, eğer filonuz 10 çekici ve 10 treylerden oluşuyorsa bu dünyada her şey ne kadar kötü olursa olsun günde 10 treyler kadar mal taşınacak, depolanacak ve dağıtılacak. Bunu yapacak firma siz olun.
2010 yılının değişim için bir fırsat yılı olacağını öngörerek tüm sektöre ve lojistiğe ihtiyaç duyan diğer tüm sektörlere bolluk, refah ve mutluluk dolu bir yıl diliyorum. Bunu daha önce yaşadık, neden bir kez daha yaşamayalım.




del.icio.us
Digg
Technorati
Sizi tebrik ediyor ve örnek makalelerinizin devamını diliyorum.
Yorum gönder